Mehmet Y. ULUTAŞ

Mehmet Y. ULUTAŞ

İstanbul Trafiğindeki Ölümcül Tehlikeler

İstanbul’da araç kullanmak hakikaten zor zanaat. Geçmiş senelerde İstanbul’a kısa süreliğine geldiğim zamanlarda birkaç kez daha fazla dayanamadığım için arabayı durdurup yanımdakine direksiyonu vermişliğim vardır. Ama son bir senedir İstanbul’da yaşıyor ve araç kullanıyor olduğum için böyle bir şansım yok. Dolayısıyla öyle veya böyle araç kullanmak zorundayım. Bu süreçte bazı kronikleşmiş problemleri de müşahade ve tespit etme imkanım oldu. Bunları sizlerle paylaşmak isterim.

  • Daha yeşil ışık yanmadan sizi uyarmak için ısrarla korna çalan veya arkanızdan oldukça süratli gelerek yoldan çekilmeniz için çılgınca selektör yapan sürücüler var. İnsanın hakikaten sinirini bozan bu durumlar sürücünün fıtratından mı oluyor yoksa genel bir durum mu emin değilim. Ama kesinlikle sağlıklı değil ve kazaları/kavgaları tetikleyen bir realite bu. Kaç kere arabasını kavga etmek için olur olmaz yerde durduran ve arabasından inen sürücüye şahit oldum.
  • Yollar üzerinde yapılan inşaatlar hem sürücüler hem de yayalar için çok büyük tehlikeler arz ediyor. Çünkü inşaatların yarattığı tehlikeleri doğru dürüst ve yeterli seviyede anlatan uyarıcı levhalar, bayrak ve flamalı görevliler, yeter sayıda kukalar ve barikatlar, ve diğer inşaat emniyeti ekipmanları yok. Geçen gün rögar kapağını açıp içinde çalışma yapan bir işçinin neredeyse yarım metre yanından geçmek zorunda kaldım. Eğer aracımı dikkatli sürmüyor olsaydım o işçiye çarpmam veya rögarın içine düşmem mümkündü.
  • Yolların altındaki boru ve kablo tesisat inşaatlarının planlı yapılmadığını düşünüyorum. Mesleğim gereği çok tesisat projesi tasarladım. Tasarım çizimlerinin ilk sayfaları her zaman “inşaat sırasında trafiğin devamı” planlarına ayrılır. Projeye ruhsat verecek kurumların ilk kontrol ettiği ve onayladığı/onaylamadığı planlardan biri budur. Amaç o güzergahı kullacak olan sürücülerin mağdur olmaması, onlara gerekli ve yeterli levhalarla anlatılan alternatif bir güzergah oluşturulması ve bu sayede inşaat tehlikelerinden de korunmasıdır. İstanbul’da bunun ya hiç yapılmadığını ya da oldukça lakayt yapıldığını farkettim.
  • Pandemi döneminin bize armağanı(!) olan eve hızlı teslimat yapan motokuryeler trafiği istila etmiş durumda. Türkiye’de 900 bin motokurye var. Daha hızlı teslimat yaparak daha çok para kazanmak adına kırmızı ışık takmayan, son sürat yol alan, makas atan ve benzeri tehlikeli manevralar yapan motokuryeler hem kendilerini hem de trafikteki diğer araç ve sürücüleri tehlikeye atıyorlar ve kazalara sebep oluyorlar. Motorsikletler çarpmalı kazalara karşı bir koruma sağlamadığı için ölümcül kazalar oluyor. Nitekim Mart/2020 ile Şubat/2021 arasında çoğu genç olan 189 motokurye sürücüsü bu kazalarda hayatını kaybetti.
  • İstanbul’da yaklaşık 4 milyon kayıtlı araç var ve bunlara her gün 1.017 yeni araç ekleniyor. Trafik o kadar sıkışık ve o kadar dur-kalklı ki bir Cuma akşamı Sirkeci’den Beylikdüzü’ne yaklaşık 4 saatte gelebildim.
  • İstanbul yolları kağıt toplayan çekçeklerle istila olmuş. Çoğunun göçmen olduğu anlaşılan bu kağıt toplayıcıları zaten dar olan, sağlı sollu araç park edilmiş olan ara yolları iyice kullanılamaz hale getiriyorlar. Sebep oldukları kazalar da cabası. Güzelim İstanbul’a fukara ve pejmürde bir görüntü veren bu olayın bitmesi lazım. Halkımızın kağıtları diğer çöplerden ayrıştırarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yerleştirilecek geri dönüşüm konteynerlerine koyması ve bunların da düzenli olarak toplanması şart.
  • Yollardan, hatta bazen otobanlardan karşıdan karşıya geçmek isteyen vatandaşlarımıza ise diyecek bir şey bulamıyorum. 20-30 metre ilerideki yaya geçidinden geçmek yerine yola atlayan vatandaşlarımız o kadar çok ki. Onların kendi hayatlarına olmadığı gibi onlara çarptıkları zaman belki suçlu durumuna düşecek ve hapse girecek olan sürücülere de saygılarının olmadığını düşünüyorum.

Bu örnekleri arttırmak mümkün. Hiç eksilmeyen trafik sıkışıklıklarının, hatalı sürücülerin sebep olduğu ölümcül kazaların, iş ve vakit kayıplarının sebep olduğu psikolojik sıkıntıları ölçmek zor ama tahmin etmek zor değil. İBB’nin trafikten mesul olan İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü ile ortak hareket ederek bu sıkıntılara karşı çözümler üretmeleri şart. Trafik sorunları asgariye indirilmez ise bu güzel şehir yaşanmaz hale gelecektir. İstanbul gözümüzün bebeği ve bu düzensizlikleri haketmiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum