Mehmet Y. ULUTAŞ

Mehmet Y. ULUTAŞ

İskenderun’da Neler Gördüm Neler

Bu sene Kurban Bayramının ilk iki gününü memleketim İskenderun’da ve uzun zamandır görmediğim akraba ve dostlarımla beraber geçirdim. Ne de iyi yapmışım. Doğduğum şehri çok özlemiş olduğumu farkettim her ne kadar aşırı sıcaklar için aynı özlemi duymasam da. Ama her güzelin bir kusuru olur değil mi dostlarım?

iskenderun-1-001.jpg

Bilindiği gibi İskenderun dünyanın en eski şehirlerinden biri. Büyük İskender’in kurduğu ve o yüzden de şehrin adının Alexandria Minor (Küçük İskenderiye) olduğunu yazar tarihçilerimiz. Her köşesinde tarih vardır. Kozmopolittir. Her dinden, her mezhepten insan yaşar İskenderun’da. İster deniz ve isterseniz yayla keyfi yaşayabileceğiniz yazlık beldeleri şehirden aracınızla sadece 15 dakika mesafededir. İşte tüm bu özellikler şehre bir çeşitlilik ve güzellik katar.

Siz okuyucularımla paylaşmış olduğum gibi Bodrum’daydım bir ay kadar önce. Allah var Bodrum da çok güzel bir şehir. Ama deniz suyu bana göre soğuk. Ben alışmışım İskenderun Körfezinin o ılık ve tuzlu suyuna. Arsuz’da bu hasretimi giderdim. Arsuz her zamanki gibi cıvıl cıvıldı ve turist kaynıyordu. Biraz pahalılaşmış diye duydum ama, şirinliğinden ve havasından hiç bir şey kaybetmemiş ve Bodrum ile yarışır hale gelmiş.

İskenderun çok gelişmiş. Benim çocukken bataklık olduğu için gitmediğim yerler hep apartman ve villa olmuş. Yeni mahalleler kurulmuş ve yeni yollar açılmış. Bu gelişmeler iki olguya işaret ediyor. Birincisi şehir göç almış ve ikincisi refah seviyesi yükselmiş. Bu arada şehri olabildiğince temiz buldum. İskenderun Belediyesi güzel bir iş çıkarıyor.

Ben İskenderun’un orta-üst gelir seviyesindeki bir ailesinden geliyorum. Her zaman bir otomobilimiz oldu ama hiçbir zaman bir teknemiz hatta kayığımız bile olmadı. Çok az insanın teknesi vardı çünkü İskenderun’da böyle bir istek ve iştiyak mevcut değildi. Halbuki İskenderun Akdeniz kıyı şeridinde olan bir şehir, denizi Karadeniz gibi hırçın değil ve o yüzden tekneyle denize açılmak, yüzmek, dalmak ve balık tutmak için çok ideal. O yüzden Hatay Büyükşehir Belediyesinin Arsuz’a varmadan yaptırmış olduğu yeni marinayı görmek oldukça hoşuma gitti. Eminim sadece İskenderun’da değil Hatay’da da tekne ve denizcilik kültürünün gelişmesinde ve turist çekmede çok faydalı olacaktır.

Geçmişte yazlığımızın bulunduğu Yalıkent Sitesinin yamaçlarında ve yolun hemen yanıbaşında inşa edilmekte olan görkemli Selahaddin Eyyübi Külliyesi de yörede yaşayan insanların ibadet ihtiyacını karşılamakta çok faydalı olacaktır. Eskiden Deniz Feneri’nin olduğu yere inşa edilen Nihal Atakaş Camisi (fotoğraftaki) harika mimariye sahip bir başyapıt olmuş ve otobandan şehre doğru gelirken ilk göze çarpan yapılardan biri. Yalnız bir eksiği var. Kliması yok. İnşallah en yakın zamanda soğutma ve iklimlendirmesi de yapılır.

iskenderun-2-001.jpgBirkaç sene öncesine dek Karayolları binaları ve araç parkı olarak kullanılan arazi artık İskenderun Millet Parkı olmuş. Ne de güzel olmuş. Aşırı sıcağa rağmen içerisindeki yürüyüş parkurlarında yürüyüş yapanları görünce öyle hoşuma gitti ki. Hemşehrilerimin artık şehrin göbeğinde spor ve egzersiz yaparak sağlıklarını ve hayat kalitelerini arttırabilecekleri geniş bir park var.

İskenderun denilince akla elbetteki zengin mutfağı gelir. Gelin görün ki Kurban Bayramı olduğu için hemen hemen tüm restoranlar kapalıydı. Ama sağolsun misafiri olduğum akrabam imdada yetişti ve uzun zamandır hasretini çektiğim bir şeyi yedim: Sabah kahvaltısında ciğer ve dalak kebabı. Eminim bir kısmınınız “sabah sabah ciğer yenir mi” diyordur. Alışmanız lazım. Bir deneyin, seveceksiniz. Evin kedisi bile seviyor. Haytalı Bici ise gül suyu, dondurma ne nişastadan yapılan bir başka serinleten tat. Yiyemediğim için “tüh be” dediğim şeyler de oldu. Örneğin kireçe yatırılarak yapılan o meşhur kabak tatlımızın mevsimi gelmediği için yiyemedim. Aynı şekilde ceviz reçelinin çıkmasına da daha birkaç hafta varmış. Sadece İskenderun Körfezinde yetişen kaya balığı ve jumbo karidesin de mevsimi değilmiş.

iskenderun-3-001.jpg

iskenderun-4.jpg

İskenderun herkesin hayatında en az bir kere gidip görmesi ve lezzetlerinden tatması gereken çok güzel bir şehir. Tüm okuyucularıma şiddetle tavsiye ediyorum. Ama iki gün yetmez şimdiden söyleyeyim. Çünkü gelmişken Antakya’yı görmeniz şart. Bu vesileyle tüm okuyucularımın ve İslam aleminin Kurban Bayramını kutlarım.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum